|
|
|
Dört Duvar Kadına Ne Yapar? - ( Siyasal Kitabevi)
İPEK MERÇİL
Siyasal Kitabevi
“Dört Duvar Kadına Ne Yapar?” kitabı 2011-2012 yılları arasında Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde on beş ay boyunca çeşitli sosyolojik araştırma teknikleri kullanılarak gerçekleştirilen saha çalışması verilerinin cezaevi sosyolojisinin araçları kullanılarak yapılan değerlendirmesini içermektedir. “Kadın mahpusları cezaevine taşıyan sebepler ile mahpusların cezaevi deneyimleri ve oluşturdukları cezaevi kültüründe toplumsal cinsiyet belirleyici rol oynamaktadır” hipotezinden yola çıkan kitap gözaltı sürecinden itibaren ceza infaz sistemi içerisinde kadınların yaşadıklarına odaklanmaktadır.
Kitap cezaevi kitabı olduğu gibi aynı zamanda bir kadın kitabıdır. Zira araştırma kapsamında kadın mahpusların mahpusluk öncesi yaşamları, cezaevine giriş süreçleri, onları cezaevine getiren sebepler, cezaevindeki gündelik hayatları, kurumla, kurum çalışanları ve diğer mahpuslar ile kurdukları ilişkiler, gelecek planları ve cezaevinin kadın mahpuslar üzerindeki etkileri gibi pek çok konuda Türkiye’de ilk kez veri oluşturulmuştur. Söz konusu veriler toplumsal cinsiyet bakış açısı dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Bu veriler değerlendirilirken kullanılan cezaevi sosyolojisinin temel kaynaklarının pek çoğu ilk kez Türk okuyucunun bilgisine sunulmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)
|
|
|
|
Ben De Sizin İçin Üzgünüm - (2018 Destek Yayınları)
Kadri GÜRSEL
2018 Destek Yayınları
Kadri Gürsel bu kitapta gazeteci olmak ve gazeteci kalmak için verdiği mücadelenin öyküsünü anlatıyor.
Yazdırmamak ve konuşturmamak için çabalayan işbirlikçi medya patronları, tetikçiler, troller, darbeciler, Cumhuriyet’e operasyon, hapislik, gülünç bir iddianame, By-Lock suçlamaları ve bir siyasi dava karşısında yazarın yaşadıkları, aslında sizin öykünüz.
Öyledir, çünkü mesleğinin hakkını vermekte ısrar ettiği için, “üye olmamakla birlikte terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” ile suçlanıp hapse atılan Kadri Gürsel’in başından geçenler, herkes için bir işaret fişeğiydi.
Tıpkı eski zamanlarda kömür ocaklarında bir emniyet tedbiri olarak tutulan kanaryaların grizu sızıntısını ebediyen susarak haber vermelerindeki gibi, medyanın susturulması da tüm ülke için kötüye gidişin ve krizin habercisiydi.
Artık gazetecilerin ülkeyi yönetenlere soru soramadığı Türkiye’de şimdi savcılar ve yargıçlar gazetecilere soru soruyor: “O köşe yazısını siz mi yazdınız? Silahlı terör örgütlerinden talimat aldınız mı?”
Okur ve izleyiciler de soruyor:
“Onunla program yapmaya nasıl tahammül ettiniz?”
“Hapiste en çok neyi özlediniz?”
Kadri Gürsel elinizdeki kitapta kendisine yöneltilen ilginç ve tuhaf sorulara da cevap verirken okurun zihin dünyasına yeni pencereler açıyor...
|
|
|