Bugün 21 Mart 2019 Perşembe
İstatistik Almanak Foto Galeri Anılar Etkinlikler Kitap Kan Bankası İletişim
Devre Devrenizi girin.
Boş bırakırsanız tüm devre moderatörlerini listeler.
Hoşgeldiniz. Üye Girişi
Aramalar



kitap.Sultanî.com hocalar.Sultanî.com tambur.Sultanî.com Galatasaray Dergileri Arşivi
Kısa Yoldan
Şehitlerimiz
Mektepli Müdürlerimiz
GSD - Başkanlar
GSK - Mektepli Başkanlar
GEV Mütevelli
Yardımlaşma Vakfı Mütevelli
AGBD - Başkanlar

Üyelik İstatistikleri
Kan grupları

Mekteb-i Sultanî 13. Sınıf
Toplam Kayıt: 15775   Vefat: 4084   Devresi Belirsiz:226
Günlük Köşe Yazısı (Arşiv): 17919   Köşe Yazarı: 74
Kitap (Arşiv): 995   Kitap Yazarı: 296   Foto (Arşiv): 3271   Kan Grubu: 5215
Daha Fazla Rakam ...

Galatasaray Lisesi Galatasaray Lisesi

İki Kitap      / Tüm Kitaplar      / Yeni Kitap

- Toroslu Kitaplığı Denizcilik ve Yelkencilik - (- Toroslu Kitaplığı)
SAİT KERESTECİ
- Toroslu Kitaplığı

Yeni Başlayanlar için)

Öncelikle kitabın özgün baskısının 1922 ve Osmanlıca’sının basıldığı 1927, yani 1920’li yıllar, yelkenin dünyada hala daha hem balıkçılık hem de taşımacılıkta içdenizlerde ve açıkdenizlerde hala daha sınırlı da olsa kullanıldığı yıllar olduğunu akılda tutmamız gerekir. Hala daha Nova Scotia’ya giden balıkçı teknelerinin bir kısmı 2 direkli ahşap gulet ve brik armalı yelkenlilerdi. Kutup keşifleri için kullanılan bazı tekneler yine yelkenliydi. Ama artık yelken hızla güvenilirliği ve hızı artan makineye karşı yenilmekteydi.

İngiltere ve Amerika başta olmak üzere Kuzey Avrupa Ülkeleri Fransa gibi ülkelerde hem sportif anlamda hem de ticari anlamda yelken önemliydi. Sadece donanmalarda yelkenli okul gemileri hariç kesinlikle yelken kullanımı kalkmıştı.

Kitapçığımızda söz konusu yelken biçimi, yatlarda ve orta boy balıkçı teknelerinde ana yelken “randa arma”, direk önü donanım ise kotra arma olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu yıllarda ise bu donanım çok sık rastlanmaktaydı. Randa yani direğin gerisine basılan altta ve üstte bumbası olan üst yakası daha kısa ve açılı dört köşe yelken, kotra ise konuyla dışarıdan şöyle bir ilgilenen için aslında tekne değil, randa gibi o da bir arma tipidir: yani yatlarda ve orta boy teknelerde direk önündeki yelkenin ikiye bölünerek daha kolay kullanım geliştirilmiş bir armadır. Kitabımızda yirmili yıllarda yazıldığı için doğal olarak randa kotra armayı esas alarak yelkenciliği anlatmaktadır.

Ama yelkencilikte 1000 yıldır aşağı yukarı aynı teknikle rüzgardan yararlanma biçimi hemen hemen hiç değişmemiştir. Bu yüzden kitabın içeriği günümüzde de neredeyse aynıdır. Tabii 1930’lardan sonra günümüz armalarına doğru bir değişim söz konusudur. Özellikle de II. Dünya Savaşında sonra şimdiki armalar tamamen kullanılır olmuştur. Çünkü orsaya daha çok girmek söz konumsudur.

Yine aynı 20’li yıllarda Krallarının bile yelkenci ve yarışçı olduğu İngiltere başta olmak üzere Amerika ve Avrupa ülkelerinin yatçılık geçmişi 100 yıla yaklaşıyordu. Biz o yıllarda varolma mücadeleleri verirken onlar hem kendi kendileriyle hem de birbirleriyle kıyasıya bir rekabetle yarışıyorlardı. Ülkemiz kıyılarında ise gerek balıkçılık gerekse küçük taşımacılık çoğunlukla yelkenle yapılmaktaydı. Kullanılan arma ise randadan biraz daha farklı Akdeniz tipi olarak kabul edilen latin yelken donanımının bir türüydü. Herşeyden önce rüzgar demek sıfır yakıt parası demekti. Osmanlı donanması 19.yüzyılın son çeyreğine kadar 3 ambarlı tabir edilen kalyonlar yapmaktaydılar. Sonraları makine takviyeli olan bu yelkenliler de ömrünü tamamladı ve makineye geçildi.

Ülkemizde gezi spor anlamında yatçılık yada o zamanki deyişiyle kotracılık için “…1890’larda Bahriyede eğitim amaçlı kullanılan “NÜVİD-İ FÜTUH” “BELKIS” “YUNUS” “MARTI” adlı yatlardan söz ediliyor*. Bunlardan NÜVİD-İ FUTUH kaba sorta arma iki direkli birikti son üç yat ise randa armalı kotralar olması gerekir diye düşünüyorum. Şimdiye kadar bir belgeye ulaşamadım.

Cem Atabeyoğlu’nun “Türk Yelken Sporu Tarihi” adlı küçük kitapçığında ise “…ilk olarak 1890’larda İstanbul’da yerleşmiş İngiliz tüccarların ve bunlara özenen varlıklı gayrimüslimlerin ve bunların müslüman Türk arkadaşlarının arasında gelişmiştir. Bunun sonucu olarak Büyükada’da “Prinkipo Yat Klübü” Bakırköy’de “Makriköy Yat Klübü” ve Moda’da “Moda Yat Klübü” kurulmuştur. Bu kulüpler kendi aralarında yarışmışlar. Yine aynı kitapçıktan öğrendiğimize göre 1898’de Prinkipo Yat Kulübü tarafından düzenlenen iki haftalık seri yarışlarda Faik Bey’in “AFACAN” teknesi birinci gelmiştir. Bu teknede randa arma donanımına sahip olması gerekir.

1913 yılında Donanma Cemiyeti “Büyük Deniz Yarışları düzenlemiştir. Ardından I. Dünya savaşında İngilizlerin teknelerine el konulmuş. Galatasaray Fenerbahçe ve Anadolu Kulübüne dağıtılmıştır….”

Daha sonra Yeni bir Ulus yaratan Türkiye Cumhuriyeti 1927 yılında bu kitabı çevirip basmıştır.

“….Yelkencilik konusunda asıl hamle 1932’de Celal Bayar ve Atatürk’ün direktifleriyle Fenerbahçe’de İstanbul Yelken Kulübünün kurulması direktifleriyle başlamışsa da yelken sporu 1950’nin başlarına kadar uzun bir emekleme dönemi geçirecektir…”

Sonra ki yıllar 1 Temmuz Denizcilik Bayramlarında ve yazın yelken yarışları yapılmıştır.

1920’li yıllarda Dünyayı dolaşmış yelkenciler bir elin parmakları kadar olduğunu düşünecek olursak bu kitabın önemi biraz daha artıyor sanırım.

Kitap adı yazmayan Türk çevirmenin önsözünde denizciliğin sporculuğun öneminden o zamanki strateji ve çağı yakalama hevesiyle dopdolu olarak bahsetmekte…Sonra İskoç yazarın önsözü olduğu gibi çevrilmiş. Denizcilik terimlerinin öğrenilmesi gereği ile başlıyor. Daha sonra bir kitap her ne kadar bilgi verse de uygulamanın gerçek öğreticiğini savunmakta. Burada eski Türkçeyi elimizden geldiği kadar anlaşılır kılmaya çalıştık. Ama yine de eskinin tadını tamamen kaybetmemeye çalıştık. Özellikle yazarın çevirisinde bulunan eski İstanbul ağzını içeren konuşma bölümünü o haliyle korumaya özen gösterdik.

İçeriğe gelince orijinal kitapla tamamen aynı. Ama bazı çizimler bizim kitaba alınmamış olduğunu daha sonra asıl kitap gelince gördüm. Bunların bazılarını teknik olarak gerekli olduğuna inandığım için ekledim.

Osmanlıca-Türkçe çevirisinde denizcilik terimlerinin neredeyse tamamı aynı olmasına rağmen diğer kelimeler nedeniyle yeniden günümüz Türkçesiyle Nurcan Hanım gözden geçirdi. Ama denizcilik terimlerine hiç el sürmedik. Yine orijinal kitap gelince çevirisine eklenen bölümlerin hangileri olduğunu daha net olarak gördük. Denizde çatışmayı önleme kurallarından sonrası kitaba burada eklenmiş. Bunlar seyire yardımcı araçlar, meteorolojik olaylar ve meteorolojik tahminler. Meteorolojik tahminler bölümlerinin bir kısmı ise denizcilikten öte, insanı adeta o zaman ki eski İstanbul bahçeli evlerinde yaşayan insanlara ulaştırıveriyor.

Meraklısına zaten çok fazla söylenecek bir şey olmasa gerek. Ama merak edene içeriğinin çoğunun hala güncelliğini koruduğuna inandığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Sait Keresteci

 Türk İnkılap Tarihi (1919 - 1938) - ( )
Yılmaz ALTUĞ


hocalar.sultani.com

Tüm Dernek Üyeleri


Tasarım, programlama ve barındırma: Galatasaraylılar Derneği © 2007-2011 Galatasaraylılar Derneği. Tüm hakları saklıdır.