Bugün 9 Mayıs 2026 Cumartesi
İstatistik Almanak Foto Galeri Anılar Etkinlikler Kitap Kan Bankası İletişim
Devre Devrenizi girin.
Boş bırakırsanız tüm devre moderatörlerini listeler.
Hoşgeldiniz. Üye Girişi
Aramalar



kitap.Sultanî.com hocalar.Sultanî.com tambur.Sultanî.com Galatasaray Dergileri Arşivi
Kısa Yoldan
Şehitlerimiz
Mektepli Müdürlerimiz
GSD - Başkanlar
GSK - Mektepli Başkanlar
GEV Mütevelli
Yardımlaşma Vakfı Mütevelli
AGBD - Başkanlar

Üyelik İstatistikleri
Kan grupları

Mekteb-i Sultanî 13. Sınıf
Toplam Kayıt: 17390   Vefat: 4926   Devresi Belirsiz:273
Günlük Köşe Yazısı (Arşiv): 17919   Köşe Yazarı: 74
Kitap (Arşiv): 1130   Kitap Yazarı: 348   Foto (Arşiv): 4725   Kan Grubu: 5198

Galatasaray Lisesi Galatasaray Lisesi

İki Kitap      / Tüm Kitaplar      / Yeni Kitap

İstanbul Arıkan Basım Yayın Dağıtım Kadın Haklarının Gelişimi ve Sorunları - (İstanbul Arıkan Basım Yayın Dağıtım)
Hayri DOMANİÇ
İstanbul Arıkan Basım Yayın Dağıtım

İnsan yaratılışında günümüze kadar kadınların kocaları tarafından ezilegeldiği gözlenmiş ve her zaman ikrar edilmiş fakat 19. Asra kadar kadınları koruyan yasal düzenlemeler yapılamamıştır veya çok ölçülü kalmıştır. Kadınların kocaları tarafından ezilmesinin en önemli sebepleri: a) Tüm diğer canlılarda da olduğu gibi, erkeklerin kadınlardan birkaç kilo daha ağır ve fizikman daha kuvvetli yaratılmış olmasıdır. Daha kuvvetli erkek, gereğinde dövebildiği hatta öl-dürebildiği eşini sürekli baskı ve korku altında tutmuş, istisnalar dışında eşine, aile içinde dahi eşitlik ve söz hakkı tanımamıştır. b) Kocanın ahlaki ve vicdani duygularla tanıyabileceği eş ve eşitlik hakları, ahlaki kuralın kötüye kullanılması nedeniyle gerçekleştirilmediği halde, genellikle erkeklerin idare ettiği devletler de kadınların eşlerine karşı korunması için kanunlar yapmamışlardır. c) Üstün fizik kuvvetini kötüye kullanan eşlerle, erkeklerin temsil ettiği devletlerin koruyucu kanunlar yapmayı düşünmemesi nedeniyle kadınlar, milyonlarca yıl evvel doğduğu bilinen ilk insan ve aile birliklerinde kadın kocanın özel mülkü ve kölesi olarak yaşamıştır. Erkeklerin ilk mülk edindiği sopa, at, eşek, köpek gibi özel mallar arasında yer alan kadınlar, insanların yeryüzünde yaşamaya başlamasından milyonlarca yıl sonra kurulan ve İ.Ö. 753 yılında kurulduğu bilinen Roma Devletinde bile kadın eş ve kocanın JUSMANUS’u altındadır. Bunun manası koca karısını köle gibi başkalarına satma veya öldürme hakkına sahiptir. Kocanın öldürme hakkı eski Roma Hukukunda JUS VİTAE, yani hayat hakkı deyimi ile de ifade edilmiştir.

Ankara 2008 Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları Müzik Coğrafyasında Duraklar - (Ankara 2008 Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları)
Ömer BOZKURT
Ankara 2008 Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları

YOLCULUKLARIN BAĞLAMISon on yılda, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın temsilcisi olarak birçok uluslararası toplantıya, yabancı ülkelerdeki müzik festivallerine, ödül törenlerine katıldım. Avrupa Festivaller Birliği’nin[1]genel kurul toplantılarında, Uluslararası Ankara Müzik Festivalini temsil görevini de, çoğu zaman Vakıf Başkanı Sayın Mehmet A. Başman’ın yanında, ona yardımcı olarak, kimi zaman onun yokluğunda üstlendim. Bu kitapta, işte bu çerçevede yaptığım yolculuklardan bazılarına ilişkin izlenimlerimi biraraya getiriyorum.
Yolcular da yolculuklar da türlü türlü. Ama her gönüllü yolculuğun, bireyin yaşamına kattığı bir artı değer, bir heyecan; görgü ve birikimine eklediği bir çökelti, bir deneyim mutlaka vardır. Bu kitapta anlatılan yolculukların tamamı, çok bilinen, çok ziyaretçisi olan, çok yazılmış kentlere yapılmıştır. Ayrıca her biri çok kısa sürmüştür. Bu nedenle çok değişik, uzaksıl yolculuklar olmadıkları kesin. Bunlardan seyahatnameler yazılamazdı şüphesiz. Gene de, bu türden iş ya da görev yolculuklarında bile eğer yolcu çevresine ve yaşadıklarına “dışardan” bakabilirse, bir yandan yaşarken bir yandan da olaylara seyirci gibi yaklaşabilirse, öyle sanıyorum ki ilgi çekici, hattâ anlatılmaya değer unsurları yakalayabilme olasılığı yükseliyor. Böylece görev yolculuğunu aynı zamanda bir tür keyif yolculuğuna da dönüşüyor. Yaptığım bu oldu. Keyfini çıkarmanın bir yolu da bunları yazmaktı. Kaldı ki, bu yolculukların her biri, “müzikle ilgili” yolculuklardı.  Tek başına bu unsur bile “amaç yönünden”  yazar için bu yolculukları çekici kılmaya yetiyordu.
Her görev yolculuğundan sonra, Vakıf yönetimine bilgi vermek ve arşivinde saklanmak üzere birer rapor hazırlama zorunluluğu vardır. Bunları aksatmadan yapmaya her zaman gayret gösterdim. Toplantılarda tartışılan konular, Vakfı veya Uluslararası Ankara Müzik Festivali’ni şu ya da bu yönüyle yakından ilgilendiren unsurlar, yapılan seçimler, kullanılan oylar, gerçekleşen temaslar, iletilen sorunlar, gelen tepkiler, ayrıntılarıyla bu raporlarda yerlerini almıştır.
Ama her seferinde, raporlara yazılması gerekmeyen, hattâ yazılamayacak türde,  kişisel niteliği öne çıkan, bazen kimi heyecanlar içeren, izlenimler ediniyor, olaylar yaşıyordum. Bunlar da yolculuğun ek getirileriydi.  Özel bir merak ve ilgi nedeniyle, belli bir coğrafyanın, bir denizin, fauna ve floranın görülmesi, incelenmesi, öğrenilmesi amacıyla, bir bilgi arayışıyla yola çıkmaya kıyasla, bu tür yolculukların “getirisi” şüphesiz dizgesel olmaktan uzaktı. Ayrıca hiçbiri için, öncesinde –toplantının kendisi için gereken mesleki hazırlıklar dışında– bir hazırlık yapılmamıştı. Ama bir gösteri, bir dinleti, bir manzara, bir kentin topografyası, o topografyada bir gezinti, kimi anıtlar ve yarattığı çağrışımlar, bir “meslek çevresinin” kimi özellikleri de anlatı konusu olabilecek unsurlardı. Dolayısıyla onları aktarmayı denediğim kitap da öyle,  dizgesellikten ve bütünlükten uzak kalacaktır. Gene de eğer mutlaka bir bütünlük işareti bulmak gerekirse bu müzik olacaktır.  Bu yolculukların her biri müzik için ve okundukta görüleceği gibi hayli yoğun   “müzik eşliğinde” yapılmıştır.  Ancak yazarı müzisyen olmadığı gibi kitap da bir müzik kitabı değildir.
Bu “görev yolculuklarında” işte yukarda saydığım türden unsurların bazılarını hayranlık ve sevinçle, bazılarınıysa canım sıkılarak –bu kitapta anlatılan birini de hayli endişeyle, hattâ korkuyla– yaşadım. Hangi amaçla yapılırsa yapılsın, ne kadar kısa sürerse sürsün, hattâ alışkanlık haline gelmiş bile olsa,  yolculukta birey kendini her zaman değişik ortam ve mekânlarda, farklı konumlarda, ilk kez rastladığı insanlarla karşı karşıya buluyor. Claude Lévi-Strauss, yolculukta insanın sınıfsal konumunun bile -her iki yönde- değiştiğini yazar. Yolculuğun derin sevinçleri herhalde işte bunlardan kaynaklanıyor olsa gerek.
Bu kitaptaki anlatılardan dördü, Avrupa Festivaller Birliği toplantıları çerçevesindeki yolculuklardan izlenimleri içermektedir.  Biri, bir yabancı müzik vakfının ödül törenine katılmak, bir başkası da George Enescu Festivali ve Müzik Yarışmasını izlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir

hocalar.sultani.com


Tasarım, programlama ve barındırma: Galatasaraylılar Derneği © 2026 Galatasaraylılar Derneği. Tüm hakları saklıdır.