|
|
|
İnce Topuklu Nirvana - (Kasım 2011 Giza Yayınları)
ALİYAR DENGİZ
Kasım 2011 Giza Yayınları
İnce Topuklu Nirvana
Her şeyi vardı.
Genç ve güzel kadının başarılı bir kariyeri, yakışıklı kocası ve en önemlisi de dünya güzeli bir kızı vardı.
İnsanların hayal ettikleri, özendikleri her şeye sahipti.
Ama bıktırıcı bir tatminsizlik duygusu onu tutsak almıştı.
Hissediyor ama adını koyamıyor, neyin eksik olduğunu bir türlü bulamıyordu.
Eksik olan neydi ? Neyi aramaktaydı.
İstanbul, başarı, kariyer ve plazalar onu sarmıştı. Nefes alamıyor, bedeni ve ruhu sanki kendisinden uzakta yaşıyordu. Sahip olduğu her şey, bir toz bulutunun arkasında, kendisinden uzak bir düş gibiydi.
Tek bildiği, harekete geçmesi gerektiğiydi.
Bilmediği soruların yanıtını nerede ve nasıl bulacaktı ? Bunu da bilemiyordu. Artık dayanamıyordu, ama araması gerektiğini biliyordu.
Ona sunulan yaşamda bir çeşit bilmecemiydi bu ?
Her şey bir anda oldu ve genç kadın hayatının yolculuğuna başladı.
Eşini, işini, kızını ve tüm alışkanlıklarını geride bırakarak, tek başına, bir bilinmezliğe doğru yola çıktı.
İstanbul’da başlayan bir yol onu Hindistan’a, Nepal’e ve bilinmeyen Kafiristan’a kadar götürdü…
“ İnce Topuklu Nirvana”, Aliyar Dengiz’in ikinci romanı. Marco Polo yayınlarının sunduğu bu kitabı ilgi ve zevkle okuyacaksınız.
|
|
|
|
Hulki Bey ve Arkadaşları - (İstanbul, 1999 Can Yayınları)
Yiğit Tahsin OKUR
İstanbul, 1999 Can Yayınları
Hulki Bey ve Arkadaşları'nın öyküsü 1955 yılı Eylülünün beşinci günü, akşam saatlerinde başlıyor. Geriye dönüşler ve ileriye gidişlerle sürdürülen anlatım, önce on yıl geriye dönüp 1945 yılının karlı bir Ocak gecesinde yoğunlaşıyor; sonra on yıl ileri gelip 1955 yılı Eylülünün altıncı gecesine, Cumhuriyet tarihinde 6-7 Eylül Olayları diye bilinen, hala izleri silinmemiş o toplumsal, siyasal büyük yanılgıya tanıklık ediyor; yirmi yıl sonra 1975 yılının yağmurlu bir Nisan akşamı sona eriyor. Böylece, Hulki Bey ve Arkadaşları, roman kahramanlarının otuz yıllık yaşam serüvenini, görsel denecek bir anlatımla yansıtıyor. Arkadaşlık denilen bir tür varolma tarzının özündeki soyut sevgiyi öyküleştirip tanımlıyor. Bir yandan da, olası, basit isteklerin karşı konulmayan bir yazgıyla nasıl yitip gittiğini dile getiriyor. Erotik dokunuşlarla sürüp giden öykü, beklenmedik sürekli olaylar zincirinide, güldüren, gülümseten yapısına karşın, tabanında gizemli bir hüzün estiriyor. Bu ilk romanıyla edebiyat dünyamıza giren Yiğit Okur, bir dönem İstanbul'unun artık anılarda kalmış mozaiğini, rengini, sesini, kokusunu ustaca yansıtıyor; unutulmaya üz tutmuş bir tadı yüzeye çıkarıyor.
(Arka Kapak)
|
|
|