|
|
|
Pruvamız Neta - (Ekim 2010 Gita Yayınları)
Tüm.Amiral (E.) Metin Osman AÇIMUZ
Ekim 2010 Gita Yayınları
Öykümüz yurdumuz insanlarından bir kesit sadece. Bu kitapta, bir sınıfın Heybeliada'da başlayıp Deniz Kuvvetleri'nde devam eden yaşamının öyküsü, bu mesleğe olan sevginin temellerindeki birlikteliğin vatan aşkına dönüşümünü anlatılıyor. “Bahriye yaşamının, ruhumuzu odakladığı hedeflerdeki başarı ya da başarısızlıktaki etkenler üzerinde dururken, tüm benliğimize hükmeden daha iyiyi, en iyiyi, en doğruyu ve en güzeli bulmak için nasıl bir başarma azmi içinde olduğumuzu ve bu konudaki kararlılığımızı göstermek istedik. Ata'mızı bu ocakta yakından tanımıştık. O'nu yaşarken; daha çok sevmiş, daha çok inanmış ve Kemalist ilkelerin ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesine nasıl getireceğini öğrenmiştik. Bu ilkelerden sapmanın, güzel ülkemiz için bir çeşit intihar girişimi olacağına karar verişimizi de belirtmeye çalıştık. Atatürk ilkelerinin ölünceye kadar bekçisi olmaya devam kararlılığımız, bizim için rütbelerin en büyüğü idi ve bu kararlılığımızla gurur duyuyorduk.”
|
|
|
|
Siyasetsiz Siyaset - (1998 İmge Kitabevi )
Mehmet Ali KILIÇBAY
1998 İmge Kitabevi
Siyasetin hemen şimdi, vakit geçirmeden herkesin gündemine girmesi gerekiyor. Uzun zamandan beri "siyasetsiz siyaset" ülkesi olan Türkiye'nin insanlarının, siyaseti önce keşfetmeleri, sonra bunun kendilerinin öncelikli işi olduğunu ve bu konunun baştan belirlenmiş bir takım seçkinlerin özel alanı olmadığını anlamaları ve bizzat siyaset yapmaya başlamaları gerekiyor. Siyaset bir iktidar yarışı olarak değil de, bir hak arayışı olarak görülmeli. Türkiye'de insanlar artık "siyasetçilerden" gelen sadakalarla değil, kendi çabalarıyla elde edecekleri "haklarıyla" ilgilenirlerse, işte o zaman bu ülkede siyaset gerçek doğasına kavuşmuş olacaktır.
Ama, bir toplumun yüzlerce yıllık kireçlenmişlikten sonra, aniden harekete geçmesi ve kendi kaderini kendi eline almasının hiç de kolay bir iş olmadığını tarihsel deneyler gösteriyor. Tarihsel deneyin gösterdiği başka birşey ise, insanları hareketsizliğe, düşünmemeye sevkeden unsurların başında total açıklama ve düzenlemelerin geldiğidir. İnsanlığın bir bölümü, dini kamusal alandan özel alana, yani gerçekten ait olduğu yere çekebilmek için büyük bir mücadele vermiştir. Bu mücadelenin inançlara karşı olmayla hiçbir ilgisi yoktur. Sorun, bu dünyanın öte dünya kurallarıyla yönetilmemesi talebinden ibarettir. Öte dünya, herkesin bireyselliği içinde algıladığı bir şeydir. Bu dünya ise hep birlikte yaşanan ve inşa edilen bir alandır. Değişmeye mahkumdur ve bu değişkenliği bir değişmezliğin terimleri içine sokmak, totaliterlikten başka birşey üretmemektedir.
|
|
|