|
|
|
Dağdakiler - (İstanbul, Kasım 1999 Metis)
Kadri GÜRSEL
İstanbul, Kasım 1999 Metis
Fransa Basın Ajansı muhabiri Kadri Gürsel ve arkadaşı Reuters foto muhabiri Fatih Sarıbaş 31 Mart 1995 günü PKK'lılar tarafından kaçırıldılar ve 26 gün sonra bırakıldılar. İki gazeteci bu süreyi Bagok Gabar bölgesinde dağlarda dolaştırılarak geçirdiler.
Dağdakiler bu kaçırılmanın ve 26 günün hikayesi...
On iki yıldır en az yirmi bin cana, benzersiz acılara, kitlesel göçlere sebep olan bir çatışmanın bir tarafındaki insanlar... Bu on iki yıl boyunca onlar medyada, ya "terörist"tiler ya "itirafçı" ya da "ölü ele geçirilmişlerdi"... Dağdakiler'de anlatılan hikaye ise dağa çıkmış, dağlarda yaşayan, etten kemikten insanlara dair bir hikaye... Dağdakiler kim? Nasıl yaşıyorlar, ne düşünüyorlar?
|
|
|
|
"Toplumsal"ın Yeniden Yapılanması - (İstanbul, Kasım 1998 Bağlam Yayıncılık)
Besim Fatih DELLALOĞLU
İstanbul, Kasım 1998 Bağlam Yayıncılık
'Toplumsal'ın Yeniden Yapılanması
Besim F. Dellaloğlu
BAĞLAM YAYINCILIK
Habermas belki de modernizmin son temsilcilerinden biridir. Başka kim, "kitaplar yazarak mevcut toplumsal düzene alternatifler getirmek, modası geçmiş bir 18. Yüzyıl aydınlanması yanılsaması değildir" diyebilir; ortalığı post-modern "fin-de-siecle" havası sarmışken, artık yaşamsal kararlar vermek için çok geç; herhangi bir karar verilse de nasıl olsa birileri onu "yapı-çözecek" denilen bir zamanda. Sonunda kazanan her zaman iktidar. Bundan kaçış yok. Toplumsal kuram bu havayı çözümlemeli, fakat kendisi de bu havaya girmemelidir. Aslında belki de en büyük çelişki post-modernlerin çelişkisidir. Modern olup da yazan, çizenlerin doğru ya da yanlış bir hedefleri var. Ya post-modernlerin? Doğrusu en namuslu tavrı Wittgenstein göstermiştir. Benzer bir noktaya geldiğinde, herşeyi bırakıp gitme cesaretini göstermiş ve kendini bahçıvanlığa vermişti. Post-modernler ise hala herşeyin bittiği, yapılacak hiçbir şey olmadığı konusunda bizi ikna etmeye çalışıyorlar. Belki de bu noktada şöyle bir soru sorulabilir: Ama Wittgenstein geri dönmemiş miydi? Evet geri dönmüştü, ancak geri döndüğünde o artık başka bir Wittgenstein idi. Böyle geri dönüş herkesin başına!
|
|
|