|
|
|
Pupa Yelken - (İstanbul 2004, Ocak Ege Yayınları)
Sadun BORO
İstanbul 2004, Ocak Ege Yayınları
Otuz beş yıl gibi uzun bir aradan sonra "Pupa Yelken"in ikinci baskısını hazırlarken, o günü yaşamamış okurlarımız için seyahatimizin basında ve toplumumuzdaki yankısından, amatör denizciliğimize etkisinden biraz bahsetmek istedim. Ayrıca kitabın arkasındaki "Geçen Yıllar" bölümünde ise o günlerden bu yana hem değişen yaşam koşullarının uzun deniz yolculuklarını nasıl etkilediğini ve bu gelişmenin neler getirip neler götürdüğünü bulabilirsiniz.
Kitabın birinci baskısı o zamanın en modern Vebofset baskı tekniği ile Günaydın gazetesinin matbaasında gazete kağıdına basılmıştı. Yeni baskısı günümüz dijital ortamında gelişmiş teknikle yapıldı. İçeriğinde hiçbir değişiklik olmadı. Arka sayfalarındaki ilanların yerine yolculukla ilgili gazetelerde çıkan haber ve röportajları koyduk. Bazı önemli gazete küpürlerini o günleri yaşayamayan gençlere göstermek istedik.
|
|
|
|
Bizi Yanlış Tanıyorlar - (2012 İstanbul Bilgi Üniversitesi)
HAKAN YILMAZ
2012 İstanbul Bilgi Üniversitesi
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki uzun süreli nişanlılık sürecinde; ülkemizin tam üyeliğine karşı olan Avrupalı politikacıların öne sürdükleri en önemli neden Türkiye ve Türklerin Avrupa kamuoylarınca sevilmemesi oldu. Avrupalı politikacılar yıllarca Türkiyeye hayır demenin bedellerini azaltabilmek amacıyla bu argümanı sık sık kullandı. Buna karşılık, Avrupa kamuoyunun kayda değer bölümünün Türkiyenin Avrupa Birliğine tam üyeliğine karşı olduğu bilinse de; bugüne kadar bu muhalefetin nedeninin Türkiyenin ve Türklerin sevilmemesi olduğunu gösteren herhangi bir saha çalışması yapılmamıştı. Bunun ötesinde, 50 yıllık yolculuk sürecinde, Avrupalıların Türkiye ve Türkler hakkındaki algılarını ölçmeyi amaçlayan kapsamlı bir araştırma çalışması da gerçekleşmedi. Herşey, Avrupa Birliğinin bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki sınırlı çabalarına bağlı kılındı. Dolayısıyla, bugün de Avrupalı politikacıların söyleminde aç aslan işlevi gören kamuoylarının ne düşündükleri bilinmemekte ve sadece izlenimsel değerlendirmeler yapılmaktadır.
|
|
|